Kan Sulandırıcı İlaç Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kan sulandırıcı ilaçlar, pıhtı oluşumunun önlenmesi veya mevcut pıhtının büyümesinin engellenmesi amacıyla kullanılan ilaçların günlük dildeki genel adıdır. Bu ilaçlar atriyal fibrilasyon, derin ven trombozu, pulmoner emboli ve bazı kalp kapağı hastalıkları gibi farklı durumlarda kullanılabilmektedir.
“Kan sulandırıcı” ifadesi yaygın olarak kullanılsa da bu ilaçlar kanı fiziksel olarak sulandırmamaktadır. Pıhtılaşma sürecinin farklı aşamalarını etkileyerek istenmeyen pıhtı oluşma riskinin azaltılmasını sağlamaktadır.
Prof. Dr. Kahraman Coşansu’ya göre, kan sulandırıcı tedavilerin doktor tarafından belirlenen doz ve sürede kullanılması önem taşımaktadır. İlacın kontrolsüz şekilde bırakılması veya dozunun değiştirilmesi hem kanama hem de pıhtı oluşumu açısından ciddi sonuçlara neden olabilmektedir.
Kan Sulandırıcı İlaçlar Nelerdir?
Günlük kullanımda “kan sulandırıcı” olarak adlandırılan ilaçlar temel olarak iki farklı grupta değerlendirilmektedir: antikoagülanlar ve antiplatelet ilaçlar.
Antikoagülan İlaçlar
Antikoagülanlar, kanın pıhtılaşma sistemindeki belirli faktörleri etkileyerek pıhtı oluşumunu azaltmaktadır.
Bu grupta warfarin ve doğrudan etkili oral antikoagülanlar (DOAC) bulunmaktadır.
DOAC grubunda dabigatran, rivaroksaban, apiksaban ve edoksaban gibi farklı ilaçlar yer almaktadır.
Bu ilaçlardan atriyal fibrilasyona bağlı inme riskinin azaltılması, derin ven trombozu ve pulmoner embolinin tedavisi veya önlenmesi gibi farklı durumlarda yararlanılabilmektedir.
Antiplatelet İlaçlar
Aspirin ve klopidogrel gibi ilaçlar ise antikoagülan değildir. Antiplatelet olarak adlandırılan bu ilaçlar trombositlerin birbirine yapışmasını azaltarak pıhtı oluşumunu engellemeye yardımcı olmaktadır.
Özellikle koroner arter hastalığı bulunan veya stent uygulanmış belirli hastalarda antiplatelet tedaviler kullanılabilmektedir.
Hangi ilaç grubunun kullanılacağı kişinin hastalığına ve pıhtılaşma riskine göre belirlenmektedir.
Kan Sulandırıcı İlaçlar Neden Kullanılır?
Kan sulandırıcı tedavilerin kullanım amacı hastadan hastaya değişmektedir.
Bu ilaçlar:
- Atriyal fibrilasyon
- Derin ven trombozu
- Pulmoner emboli
- Bazı yapay kalp kapakları
- Koroner arter hastalığı
- Kalp krizi sonrası tedavi
- Koroner stent uygulaması
gibi farklı durumlarda kullanılabilmektedir.
Ancak her hastalıkta aynı kan sulandırıcı ilaç kullanılmamaktadır. Örneğin bazı durumlarda antikoagülan gerekirken bazı hastalarda antiplatelet tedavi tercih edilmektedir.
Kan Sulandırıcı Kullanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Tedavinin güvenli şekilde sürdürülebilmesi için ilacın kullanım şekline ve olası yan etkilerine dikkat edilmesi gerekmektedir.
İlaç Düzenli Kullanılmalıdır
Kan sulandırıcı ilaçların doktor tarafından belirtilen dozda ve zamanlarda kullanılması önemlidir.
Doz unutulduğunda bir sonraki dozun kontrolsüz şekilde iki katına çıkarılması uygun olmayabilir. İzlenecek yol kullanılan ilaca göre değişebileceği için doktorun veya ilaca ait kullanım talimatlarının önerileri takip edilmelidir.
Tedavi kişinin kendi kararıyla sonlandırılmamalıdır.
Kanama Belirtileri Takip Edilmelidir
Kan sulandırıcı ilaçların en önemli yan etkilerinden biri kanama riskinin artmasıdır.
Küçük morluklar veya hafif kanamalar görülebilmekle birlikte bazı belirtiler daha ciddi kanamalara işaret edebilmektedir.
Uzun süre durmayan kanama, idrarda kan, siyah veya kanlı dışkı, kanlı kusma, olağan dışı yoğun kanama veya ani ve şiddetli baş ağrısı gibi durumlarda tıbbi değerlendirme gerekebilmektedir.
Özellikle kan sulandırıcı kullanan bir kişinin başını ciddi şekilde çarpması durumunda dışarıdan belirgin bir kanama görülmese bile sağlık kuruluşuna başvurması gerekebilmektedir.
Kan Sulandırıcı Kullanırken INR Takibi Gerekir Mi?
Her kan sulandırıcı ilaçta düzenli INR testi yapılması gerekmemektedir.
Warfarin kullanan kişilerde ilacın etkisinin değerlendirilmesi amacıyla INR ölçümleri yapılmaktadır. Hedef INR aralığı kişinin hastalığına göre belirlenmektedir.
DOAC grubundaki ilaçlarda ise rutin doz ayarlaması için INR takibi kullanılmamaktadır. Bununla birlikte böbrek fonksiyonları, kan sayımı ve gerekli diğer değerlerin belirli aralıklarla değerlendirilmesi gerekebilmektedir.
Bu nedenle takip programı kullanılan kan sulandırıcı ilacın türüne göre oluşturulmalıdır.
Kan Sulandırıcı Kullanırken Nasıl Beslenilmelidir?
Beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar kullanılan ilaca göre değişmektedir.
Özellikle warfarin kullanan kişilerde K vitamini tüketimi önem taşımaktadır. Ispanak, pazı, brokoli ve bazı yeşil yapraklı sebzeler K vitamini açısından zengindir.
Ancak bu besinlerin tamamen diyetten çıkarılması genellikle gerekli değildir. Önemli olan K vitamini tüketiminde büyük ve ani değişikliklerden kaçınılması ve beslenme düzeninin mümkün olduğunca istikrarlı tutulmasıdır.
DOAC kullanan kişilerde K vitaminiyle aynı etkileşim beklenmemektedir.
Bitkisel ürünlerin ve besin takviyelerinin de kanama veya pıhtılaşma üzerinde etkileri bulunabileceği için kontrolsüz şekilde kullanılmamaları önerilmektedir.
Kan Sulandırıcılarla Hangi İlaçlar Etkileşebilir?
Kan sulandırıcı ilaçlar reçeteli veya reçetesiz birçok ilaçla etkileşime girebilmektedir.
Özellikle bazı ağrı kesiciler, antibiyotikler, antidepresanlar ve bitkisel takviyeler kanama riskini veya kan sulandırıcı ilacın etkisini değiştirebilmektedir.
Bu nedenle yeni bir ilaca veya takviyeye başlamadan önce kullanılan kan sulandırıcı ilacın doktora ve eczacıya bildirilmesi önem taşımaktadır.
Kan Sulandırıcı Kullanırken Diş Tedavisi Yapılabilir Mi?
Kan sulandırıcı kullanılması çoğu diş tedavisinin yapılamayacağı anlamına gelmemektedir.
Diş çekimi dahil bazı işlemler uygun lokal kanama kontrolü sağlanarak gerçekleştirilebilmektedir. Ancak işlemin kapsamına ve kullanılan ilaca göre farklı önlemler alınması gerekebilmektedir.
Kan sulandırıcı ilaçlar diş tedavisi öncesinde kişinin kendi kararıyla kesilmemelidir. İlacın bırakılması bazı hastalarda pıhtı, inme veya farklı kardiyovasküler komplikasyonların riskini artırabilmektedir.
Kan Sulandırıcı Kullanırken Yaşam Tarzı Nasıl Olmalıdır?
Kanama veya ciddi yaralanma ihtimalinin yüksek olduğu aktivitelerde dikkatli olunması gerekmektedir. Bununla birlikte kan sulandırıcı kullanılması kişinin bütün fiziksel aktivitelerden uzak durması gerektiği anlamına gelmemektedir.
Sağlık durumuna uygun düzenli fiziksel aktivite yapılabilmektedir. Temas sporları veya ciddi travma riski taşıyan aktiviteler konusunda ise doktor önerisi alınması gerekebilir.
Sigaranın bırakılması kardiyovasküler sağlığın korunması açısından önemlidir. Alkol tüketimi ise kullanılan ilaçla etkileşim ve kanama riski açısından doktorla değerlendirilmelidir.
Kan Sulandırıcı Kullananlar Ameliyat Öncesi Ne Yapmalıdır?
Cerrahi veya girişimsel bir işlem planlandığında kullanılan kan sulandırıcı ilacın mutlaka ilgili doktora bildirilmesi gerekmektedir.
İlacın geçici olarak kesilip kesilmeyeceğine işlemin kanama riski ve hastanın pıhtılaşma riski birlikte değerlendirilerek karar verilmektedir.
Bazı işlemlerde tedaviye devam edilebilirken bazı durumlarda geçici düzenleme yapılması gerekebilmektedir. Bu karar hasta tarafından verilmemelidir.
Prof. Dr. Kahraman Coşansu’ya göre, özellikle antikoagülan veya antiplatelet tedavi alan kişilerin planlanan operasyon ve girişimler öncesinde kullandıkları ilaçları sağlık ekibiyle paylaşmaları önem taşımaktadır.
